ÇOCUKLARIMIZ NEDEN BİR MAKİNEYE GÜVENİYOR?
Asıl üzerinde düşünmemiz gereken soru belki de bu. Bir çocuk neden annesine, babasına, öğretmenine veya arkadaşına anlatamadığı sorunlarını bir bilgisayar programına anlatmayı tercih ediyor? Çünkü yapay zekâ çoğu zaman yargılamıyor. Sabırla dinliyormuş gibi davranıyor. Sorulara anında cevap veriyor. Bazen kullanıcının düşüncelerini gereğinden fazla onaylayabiliyor. Oysa çocukların her söylediklerinin onaylanmasına değil, gerektiğinde yanlışlarının gösterilmesine, sınırlarla karşılaşmaya ve gerçek insan ilişkilerine ihtiyaçları var. Özellikle ergenlik döneminde kabul görmek, anlaşılmak ve ait hissetmek son derece önemli. Bir genç, karşısındaki yapay zekânın kendisini herkesten daha iyi anladığına inanmaya başladığında gerçek ilişkilerinden uzaklaşma riskiyle karşı karşıya kalabilir. Burada teknolojinin sunduğu imkânları küçümsemiyorum. Bir eğitim danışmanı olarak yapay zekânın kişiselleştirilmiş öğrenmede, yabancı dil eğitiminde, araştırmada ve akademik gelişimde ne kadar önemli fırsatlar sunduğunu görüyorum. Ancak akademik destek almakla duygusal bağımlılık geliştirmek arasında çok ciddi bir fark var. Yapay zekâ bilgi verebilir. Fakat bir çocuğun ruh sağlığını değerlendirmek ve ona gerekli desteği sağlamak için tek başına güvenilir bir uzman değildir.
ANNE BABALARA ÖNEMLİ UYARILAR
Öncelikle çocuklarımızın hangi yapay zekâ uygulamalarını kullandığını öğrenmeliyiz. Her platform aynı güvenlik önlemlerine sahip değil. Yaş sınırlarını, ebeveyn kontrollerini ve gizlilik ayarlarını mutlaka incelemeliyiz Çocuklarımızla yalnızca ekran başında geçirdikleri süreyi değil, ekranın içinde neler yaşadıklarını da konuşmalıyız.
“Bugün telefonla kaç saat oynadın?” yerine bazen “Yapay zekâya neler soruyorsun?” demeliyiz. Çocuklara yapay zekânın gerçek bir arkadaş, psikolog veya sırdaş olmadığını anlatmalıyız. Her cevabın doğru, güvenli veya kendi yararlarına olmayabileceğini öğretmeliyiz. Özellikle içe kapanma, arkadaşlardan uzaklaşma, uyku bozuklukları, yoğun kaygı ve sanal karakterlere aşırı bağlanma gibi değişiklikleri önemsemeliyiz. Bir çocuk kendine zarar vermekten veya yaşamak istemediğinden söz ediyorsa bunu asla küçümsememeli, gecikmeden profesyonel destek almalıyız. Ve en önemlisi, çocuklarımızın bizimle konuşabilecekleri güvenli bir ortam yaratmalıyız. Çünkü bazen çocuklar yapay zekâyı çok sevdikleri için değil, gerçek hayatta kendilerini yeterince dinleyen birini bulamadıkları için ona yöneliyor olabilir. Bugün dünyanın en iyi okullarını araştırıyor, çocuklarımızın akademik başarılarını planlıyor, gelecekleri için büyük yatırımlar yapıyoruz. Ama acaba onların iç dünyasına aynı özeni gösteriyor muyuz? Bir çocuğun hangi üniversiteye gideceğini bilmek kadar, neden mutsuz olduğunu anlamak da önemli. Yapay zekâ çocuğumuzun hangi soruları sorduğunu bizden daha iyi bilebilir. Hangi saatlerde üzgün olduğunu, hangi konularda korktuğunu, hangi kelimeleri tekrar ettiğini kaydedebilir. Ama hiçbir algoritma, bir çocuğun hayatındaki sevginin, güvenin ve gerçek insan bağının yerini tutmamalı. Çocuklarımızın geleceğini teknoloji şekillendirecek. Ancak onların yalnızlığını teknolojiye teslim edip etmeyeceğimize bugün biz karar vereceğiz.