ÇÜNKÜ SONRA FANATİZMİ KONUŞUYORUZ
BİR taraftan tribünlerdeki öfkeyi azaltmaya çalışıyoruz.
“Rakip düşman değildir” diyoruz.
Çocuklara “küfür etmeyin” diyoruz.
Sosyal medyadaki linç kültüründen şikâyet ediyoruz.
Sonra aynı çocuklar bize dönüp soruyor.
“Ama baba, maç gerçekten sahada mı kazanılıyor?”
İşte asıl tehlike burada.
Çünkü kurumlara güven kalmazsa fanatizm büyür.
Herkes kendi yenilgisinin arkasında bir komplo aramaya başlar.
Hakem hata yaptığında artık “hata” olduğuna kimse inanmaz.
Bir takım şampiyon olduğunda rakibi başarısını kabul etmez.
Futbol oyundan çıkar, sürekli bir hesaplaşmaya dönüşür.
Sonra biz de şaşırırız.
Bu insanlar neden bu kadar öfkeli, diye.
KALDIĞIN YERDEN DEVAM EDEBİLMEK
TEAM Dresch Grubu’nu sever misiniz?
Ben çok severim.
Rolling Stone dergisinde okudum.
Team Dresch, 30 yıl sonra ilk yeni albümünü çıkarıyor:
“Furthermore.”
Modern kültür bize sürekli bir “momentum” fikri satıyor.
Kaybolma. Ara verme. Unutulma. Algoritmayı besle. Her gün paylaş. Her yıl yeni bir şey çıkar.
İnsan bazen sadece durmak istiyor.
Başka bir hayat yaşıyor, başka insanlarla tanışıyor, başka şeylerle ilgileniyor.
Sonra bir gün eski masasına yeniden oturuyor.
Team Dresch’in hikâyesinde benim sevdiğim taraf bu.
30 yıl sonra yeniden bir araya geliyorlar ama ben buna “geri dönüş” demek istemiyorum.
Çünkü hayatta da böyle değil mi?
Her şeyin kesintisiz sürmesi gerekmiyor.
Araya başka hayatlar giriyor.
İnsan değişiyor, yaşlanıyor, başka şeyler öğreniyor.
Sonra eski bir hikâyeye dönüyor.
Ama aynı insan olarak değil.
Yanında geçen yılları da getirerek.
Başarı, hiç durmamak değildir.
Her gün görünmek de değildir.
Bazen başarı, 30 yıl sonra bile geri dönecek bir yerinin olmasıdır.
Ve daha güzeli.
Geri dönmek değil, kaldığın yerden devam edebilmektir.