LEZZET TAVSİYESİ
KÜLTÜR Yolu Festivali için Diyarbakır’daydım. Bu şehrin fırından yeni çıkmış, incecik ve çıtır lahmacununa zaten bayılırım; favorim ise Merkez Lahmacun Fırını. Yerli buğday unuyla hazırlanan hamuru ekşi mayayla mayalıyorlar; iç harcı nefis, lahmacunu fırından çıtır çıtır çıkıyor.
Ama burayı asıl özel yapan yalnızca lezzeti değil. Yüzyılı aşkın süredir çalışan bu fırında dükkân babadan oğula geçmiyor. Ahilik geleneği hâlâ yaşıyor; dükkân ustadan, yıllarca yanında yetişmiş ve o işi devralmaya gerçekten layık görülmüş çırağa emanet ediliyor.
Yani miras kalan şey soyadı değil, ustalık. Dükkânın yeni sahibini kan bağı değil; emeği, sabrı ve öğrendiği zanaata gösterdiği sadakat belirliyor.
Bunu çok kıymetli buluyorum. Çünkü bugün “asırlık” dediğimiz birçok işletmede geçmişi korumayı tabelayı, reçeteyi ya da aile adını korumak zannediyoruz. Oysa belki de korunması gereken asıl şey ustalığın kendisi.😊