Bir zamanlar fısıltı ile konuştuğumuz, “meme” demekten utandığımız için “göğüs” dediğimiz bu hastalık, şehirleri pembeye boyamış durumda.
Neden pembe?
Anlatayım.
1990’larda Charlotte Haley isimli bir kadın, kanser araştırmalarına daha fazla kaynak ayrılması için düzenlenen bir koşuda şeftali rengi kurdeleler dağıttı.😙
SELF dergisi ve Estée Lauder ise farkındalığı artırmak adına bu fikri büyütmek istedi. Fakat Haley, çalışmasının ticarileşmesine karşı çıkınca pembe renkte karar kılındı ve milyonlarca pembe kurdele dağıtıldı.
Bugün geldiğimiz noktaya bakın.
Anadolu Efes-Bayern Münih maçında ünlü oyuncu Cemre Baysel, sembolik hava atışını pembe topuyla yaptı.
Tadelle kırmızı ambalajını pembeyle değiştirdi. Üstelik paketin üzerinde tek bir kelime var: “Dokun.”
Yanındaki karekod sizi Sağlık Bakanlığı’nın kendi kendinize yapabileceğiniz meme muayenesini anlatan videosuna yönlendiriyor.
Çok akıllıca!
İstanbul Modern pembe ışıklarla aydınlandı. Sanatın ve dayanışmanın gücünü hatırlattı.
Fatih Sultan Mehmet Köprüsü de pembe ışıklarıyla aynı mesajı verdi: Erken tanı hayat kurtarır.
Genç Birikim Derneği Başkanı Salih Yüce ise gazetecilere pembe fularlar ve kravatlar hediye etti. Ben de meme kanserini yaşamış bir kadın olarak o fularlardan birini taktım.
Ve diyorum ki:
Her sekiz kadından birinin yaşamı boyunca meme kanserine yakalanma riski var.
Sekizde bir!
Lütfen kendimiz söz konusu olduğunda “Sonra” demeyelim. 2 yılda bir ücretsiz kontrollerimizi yaptıralım, mamografimizi çektirelim.
Elbette ekim bitecek. Pembe yerini griye bırakacak.
Ama pembe kurdelenin hatırlattığı sorumluluk bitmesin.