İnadına palamut alacağım
Bu yıl palamut bolluğu var. Bu balık pazarlarına son birkaç haftadır iyice yansıyor.
Fiyatlar neredeyse her hafta düşüyor.
Uzun zaman sonra ilk kez düşen fiyatlardan şikâyet eden bir kesim görüyorum.
Deniz Ürünleri Avcıları Üreticileri Birliği, balıkçıklara ‘av miktarını azaltın’ demiş.
Gerekçe ise artan av miktarının fiyatları düşürmesi ve balıkçıların maliyetlerini karşılamakta zorlanması.
Haydaaa...
Palamutun tanesi 30-35 liralara kadar inmiş, vatandaş bayram etmiş, kuyruk olmuş tezgâh önlerinde ne güzel işte.
Ne isterseniz şu vatandaşın balığından, çayından, kahvesinden...
Gerçekten anlayamıyorum.
Karaf’tan Arşiv’e geçilecek
Ben birkaç yıldır hep der hep savunurum, biz ocakbaşı insanıyız diye.
Tamam balığı, tamam fine-dining restoranları da var, tamam onların yeri başka, onların havası başka ama günün sonunda en çok tercih edilen ocakbaşı olmuyor mu?
Neyse yeni bir mekân geliyormuş İstanbul’a.
Etiler Çalıkuşu Sokak’ta iki mekân birden açılıyor.
Ocakbaşının ismi: Karaf...
Ama işin alameti farikası canlı müzik yerinde. Hemen yanında Arşiv adında da bir canlı müzik mekânı açılıyor.
Arşiv, klasik mekân anlayışından biraz daha farklı olacak...
Sadece müziklerde seçici olmamışlar girişten çıkışa kadar her detayda seçici davranmışlar.
Kısa süre içinde kapılarını açacak Arşiv ama açılmadan beklentiyi çok yükseltti.
E bunda işletmecilerin, sektörü bilen kaliteli isimlerin payı büyük tabii.
Zaten herkesin harcı da değil böyle mekânlar yapmak.
Yapsalar da sürdüremeyenler ve kısa sürede kapılarını kapatanlarla dolu maalesef sektör.
Bakalım yeni ocakbaşı ve canlı müzik mekânı nasıl gelecek İstanbul’a...
Ve bakalım kimleri dinleyecek İstanbullular yeni canlı müzik mekânında.
Öyle yükselmesen de olur
Moda bir oluyor bir olmuyor.
Gündeme bir geliyor bir geri gidiyor. Erkekler için yüksek topuklu ayakkabılardan bahsediyorum.
Bazı ayakkabı satış sayfalarında ayakkabı görselinin yanında +7.5 cm ya da +10 cm ibarelerini görüyorum.
Amaç boyu yüksek göstermek. Amaç daha heybetli görünmek.
Fakat eve girip o ayakkabıları çıkartınca ne oluyor?
Balon gibi sönüyorlar.
Gerek yok bence. Kendimizi olduğumuz halimizle sevmekle başlamıyor muydu her şey?
Ne gerek var boy uzatmaya, kendini farklı göstermeye.
Bir de kusura bakmayın ama topuk falan erkekte çok sakil duruyor, olmuyor, olmaz, olmamalı!
Dijital kalkan
1 Kasım itibarıyla dijital bir kalkanımız olacak.
15 yaşını doldurmamış çocuklar sosyal medya hesabı açamayacak.
15-18 yaş arasındakiler ise sıkı kontrolle girebilecek sosyal medyaya.
Bu iş dünyaya yayılacak artık çok belli.
Bazı ülkelerde bu sistem hayata geçti bile. O kadar önemli bir karar ki bu.
Çünkü çocuklar her türlü etkilenmeye açık oluyor.
Ailelerinden habersiz telefonlarıyla, tabletleriyle istenmeyecek her şeye maruz kalabiliyor.
15-18 yaş ayrımı da önemli. Onlar hesap açabilecekler ama kısıtlı kullanım hakları olacak.
Mesela canlı yayın açamayacaklar.
Kişiselleştirilmiş reklamlar karşılarına çıkmayacak.
Hepimizin ihtiyacı olan ve kullanıcıyı sürekli ekranda tutmayı amaçlayan sonsuz kaydırmalı içerikleri göremeyecekler.
Yani algoritma diye bir dünyaları olmayacak. Bu da çok yerinde karar.
Hem teknolojiden kopmayacaklar hem de o dünyanın kirine pasına bulaşmayacak gençlerimiz.
Maalesef son birkaç senemiz çocukların neden ve nasıl yaptığını anlayamadığımız hareketleriyle geçti.
Tüm bu önlemlerin olumlu sonuçlarını da önümüzdeki birkaç sene içinde göreceğiz.