TRUMP NE DEDİ, NE DEMEDİ?
Önce Trump’ın açıklamasını doğru yere oturtalım.
◊ Birincisi, Trump Türkiye’den destek isteme ihtimalini dile getirdi.
◊ İkincisi, Erdoğan’ın bu isteğe olumlu yanıt vereceği yönünde kendi beklentisini açıkladı.
◊ Üçüncüsü ise henüz ortada doğrulanmış bir Amerikan askeri talebi veya Türkiye’nin Yemen’e müdahale kararı bulunmuyor.
Trump’ın sözlerini “Türkiye, Yemen savaşına giriyor” biçiminde yorumlamak da küçümsemek de yanlış olur. Belli ki ABD’nin burada daha geniş bir stratejik hesabı var.
TÜRK ASKERİ YEMEN’E GİDECEK Mİ?
Bu sorunun yanıtı yazının en önemli noktası. Ankara’daki diplomatik ve güvenlik kaynaklarından edindiğim bilgiler, üzerinde çalışılan modelin Yemen’e Türk savaş gücü gönderilmesi olmadığını gösteriyor. Türkiye’nin muhtemel katkısı Suudi Arabistan’ın kendi topraklarında savunma kapasitesini güçlendirmeye yönelik. Eğitim, danışmanlık, istihbarat, erken ihbar, hava savunması, teknik destek. Bu görevler için Türk askeri personelinin Suudi Arabistan’da bulunması ihtimali değerlendirilebilir. Ancak bu, Yemen’de Husilere karşı savaşmakla aynı şey değil. Aradaki fark hem askeri hem siyasi hem de hukuki. Türkiye’nin önündeki en önemli mesele görev tanımının açık olmasıdır.
2015’TE PAKİSTAN NE YAPMIŞTI?
Bugünkü gelişmeleri anlamak için 2015’e dönmek gerekiyor. Suudi Arabistan öncülüğündeki Yemen müdahalesi başladığında Pakistan’dan askeri destek beklentisi gündeme gelmişti. Ancak Pakistan Parlamentosu, Yemen savaşında tarafsız kalınması yönünde karar aldı. Bu karar Suudi Arabistan’la ilişkilerin koparılması anlamına gelmiyordu.
Pakistan, Suudi Arabistan’ın toprak bütünlüğünü savunma konusundaki desteğini sürdürürken Yemen’de doğrudan savaşa katılmamayı tercih etmişti. Bu hatırlatmayı Trump’ın son açıklamasından sonra başlayan tartışmaya ayrım olsun diye yaptım. Aradan yıllar geçse de bölgesel güvenlik hesapları daha karmaşık hale gelse de temel stratejik soru değişmedi; “Bir müttefikin güvenliğine katkı vermek, onun yürüttüğü bütün askeri operasyonlara katılmayı gerektirir mi?” Bana sorarsanız sorunun cevabı “Kocaman bir hayır.”