WASHINGTON NE İSTİYOR?
Trump’ın açıklamasına şimdi yeniden dönelim. ABD Başkanı neden Türkiye’yi gündeme getiriyor?
◊ Birinci neden, Türkiye’nin askeri kapasitesi.
◊ İkinci neden, Erdoğan ile kurduğu siyasi ilişki.
◊ Üçüncü neden, Türkiye’nin Suudi Arabistan ve Pakistan’la oluşturduğu yeni savunma mekanizması.
◊ Dördüncü neden ise Washington’ın İran’la savaşın bölgesel maliyetlerini paylaşabilecek ortaklara ihtiyaç duyması ihtimali.
Ancak burada bir tehlike var. ABD’nin askeri öncelikleri ile Türkiye’nin bölgesel öncelikleri her zaman örtüşmeyebilir. Washington, Husilere karşı daha sert bir askeri karşılık arayabilir. Ankara ise Suudi Arabistan’ın güvenliğini güçlendirirken İran’la doğrudan çatışmaya girmek istemez. Bu nedenle Trump’ın olası talebinin ayrıntıları belirleyici olacak.
◊ Türkiye’den diplomatik destek mi istenecek? İstihbarat ve teknik katkı mı? Suudi hava savunmasına destek mi?
Yoksa Yemen’deki hedeflere yönelik askeri operasyona katılım mı?
Bunların her biri farklı bir stratejik karar gerektirir. Ve hiçbirinin Trump’ın beklentisi nedeniyle kendiliğinden gerçekleşmesi söz konusu değildir.
DÖRT OLASI SENARYO
Önümüzdeki dönem için dört temel ihtimal görüyorum.
◊ Birinci senaryo: Savunma kapasitesinin güçlendirilmesi. Türkiye ve Pakistan, Suudi Arabistan’ın savunmasına eğitim, istihbarat, erken ihbar ve teknik destek sağlayabilir. Bu zaten Mekke Anlaşması’nın ana çerçevesi. Ankara’dan edindiğim bilgilerle en fazla örtüşen seçenek bu.
◊ İkinci senaryo: Sınırlı askeri konuşlandırma. Gerekli hukuki süreçlerin tamamlanmasının ardından Suudi Arabistan’da belirli görevler için Türk askeri personeli konuşlandırılabilir. Bu durumda görev tanımı ve kuvvet kullanma kuralları son derece önemli olur. Çünkü Suudi Arabistan’da görev yapan yabancı askeri personelin saldırı hedefi haline gelmesi, ittifakın siyasi ve askeri yükümlülüklerini ağırlaştırabilir.
◊ Üçüncü senaryo: Yemen’e müdahale baskısının artması. Husi saldırıları devam eder ve Suudi Arabistan’ın kayıpları büyürse Washington veya Riyad daha geniş askeri katkı talep edebilir. İşte Türkiye açısından en hassas senaryo bu.
Çünkü savunma desteğinden doğrudan askeri operasyona geçiş, hem uluslararası hukuk hem iç hukuk hem de bölgesel ilişkiler bakımından farklı sonuçlar yaratır. Bu senaryoyu Ankara’nın kabul etmeyeceğini belirtelim.
◊ Dördüncü senaryo: Askeri caydırıcılıkla diplomatik çözümün birlikte yürütülmesi. Türkiye ve Pakistan, Suudi Arabistan’ın savunma kapasitesine katkı verirken İran ve Yemen dosyasında diplomatik temasları sürdürebilir. Bu, askeri tehdidi azaltma ve çatışmanın bölgesel savaşa dönüşmesini önleme bakımından en düşük maliyetli seçenek olabilir.
MEKKE İTTİFAKI’NIN ASIL SINAVI
Burada büyük resme yeniden bakmak gerekiyor. Bir ittifakın gücü yalnızca üyelerinin askeri kapasitesinin toplamından oluşmaz. Asıl güç, ortak karar alma mekanizmasından gelir. Bugün üç ülkenin İran’a, Yemen’e ve ABD’ye ilişkin öncelikleri tamamen aynı değil. Bu farklılıkları yönetebilen bir ittifak güçlü olabilir.
Bu nedenle Riyad’da kurulması planlanan ortak karargâh kadar siyasi karar mekanizmasının nasıl işleyeceği de önemli.
TÜRKİYE’NİN ASIL STRATEJİK TERCİHİ
Benim bu gelişmelerden çıkardığım sonuç şu; Türkiye, Ortadoğu’da ortaya çıkan yeni güvenlik mimarisinin dışında kalmak istemiyor. Ancak bu rolün sınırları doğru belirlenmeli. Çünkü güçlü bir ittifakın parçası olmak, o ittifakın her askeri krizinde aynı ölçüde risk almak anlamına gelmemeli.
ABD Başkanı, Türkiye’nin ne yapabileceğine ilişkin beklentisini ortaya koyuyor. Fakat Türkiye’nin ne yapacağına Washington değil, Ankara karar verecek. Bu kararın siyasi ve hukuki zemini de Türkiye’nin kendi kurumları tarafından belirlenecek. Bence Ankara açısından doğru stratejik denklem üç temel ilkeye dayanıyor:
◊ Suudi Arabistan’ın güvenliğine katkı sağlamak.
◊ Yemen’de doğrudan savaşın tarafı olmamak.
◊ İran’la diplomatik kanalları açık tutmak.
Bazen en büyük askeri başarı, sahip olduğunuz gücü kullanmak değil; o gücün kullanılmasını gerektirecek savaşı önlemektir. Türkiye için asıl hedef çaydırıcılığın içinde kalmak, savaşın dışında durmak olmalıdır.😙