Adana ülke olsa ahan da milli marşı. Bandolar bile onu çalıyor. Arkadaş, mantık hatası var türkünüzde: “Zaten Adana’dayız...” Demedim tabii, misafirliğimi bildim.
Çukurova baharı, tende eski sevgili. Yine portakal çiçeği sürmüş orasına burasına. El âleme çaktırmadan, kazak üstünden kol sürtünüyor. Arada gıcıklanıyorum hani.
Fekaaat “benim” diyen etobur rüyasında göremez: Bütün Kızılderililer toplanmış da ateş dansı yapıyor sanki, göz alabildiğine göğe kavuşuyor mangalların mavi-laci dumanı. Saat mi? Daha anca protein zehirlenmesi, olsun olsun guta çeyrek var. Sabah ciğerine erken yahu.
Kent siluetinde çok baskın bir figür: Sabancı Camii’nin ışıklı şerefeleri, gece karanlıkta, bütün bunların üzerine sarkan çok güzel bir avize gibi...