Waltz, Trump’ın görüşlerini etkilemeye çalışıyor.�Vuralım Sayın Başkan diye kulağına fısıldıyor.
Olayı öğrenen Trump küplere biniyor.
İran ile diplomasi masasına oturmamış, anlaşma yapmak için daha fırsat bile bulamamış Trump...
Kendisini ezen, arkasından dolanan, Netanyahu ile kapalı kapılar ardında Amerika adına İran’ı vurma planları yapan Waltz’u bir kenara yazıyor.
Tabii Beyaz Saray’da cadı kazanı kaynıyor.
“Bu adam bizim başkana mı, yoksa İsrail Başbakanı’na mı çalışıyor?” sorularının ardı arkası kesilmiyor.
Bu olaydan kısa bir süre sonra Signalgate skandalı patlıyor.
ABD’nin Yemen’deki Husilere yapacağı saldırı planları Signal diye WhatsApp benzeri bir uygulamada paylaşılıyor. İçinde kimler yok ki. Başkan Yardımcısı, Savunma Bakanı, Dışişleri Bakanı, bizim Waltz...
Ama Waltz o gruba bir gazeteciyi “yanlışlıkla” alınca olay bırak Amerika’yı, dünyayı sarsıyor.
Bitmedi...
Geçen hafta Waltz kovulmadan bir gün önce Trump’ın Kabine toplantısına katılıyor.
İçeride muhabirler, fotoğrafçılar ve kameramanlar da var.
Waltz’un telefonu elinde. Bir fotoğrafçı basıyor deklanşöre.
Ekranda ne olsa beğenirsiniz? Waltz, İsrail yapımı bir mesaj arşivleme uygulaması kullanıyor.
Waltz ne konuştuysa İsrail görüyor muydu yani? Bir diğer tartışılan da bu.
Neyse...
İsrail topa üç ay sonra girdi.
İran mı? Ne İran’ı? Görüşmesine görüştük de... Oturduk, konuştuk, çay içip kalktık havasında yalanlama desen değil, daha çok doğrulama havasında bir şeyler dedi.
Velhasıl kelam, Waltz geçen hafta adaya veda etti.
Ama çok uzağa değil, New York’a gidecek. Trump’ın BM Büyükelçisi olarak. Tenzil-i rütbe mi yoksa zarifçe paketlenmiş bir ödül mü? Karar sizin.🤣