Ünlü şef İbrahim Yazıcı: Orkestrayı dansımla yönetirim
Opera, bale veya senfoni konseri meraklıları onu iyi tanır ve bilir… Müziği yalnızca yöneten değil onu yaşayan, izleyiciye de yansıtan, içindeki pozitif enerjiyi etrafa adeta saçan bir isimle beraberiz; orkestra şefi İbrahim Yazıcı…Son iki yıldır İstanbul Devlet Opera ve Balesi Müzik Direktörü görevini de yöneten Yazıcı, “Kimi şef eseri iyi biliyorsa, el tekniği de iyiyse orkestrayı yönetir kimi de orkestranın peşinden sürüklenir, dans eder gibi gider. Ben dansımla orkestrayı yönlendirdiğime inanıyorum” diyor...
İbrahim Yazıcı, 1970 yılında Ankara’da hukukçu bir baba ile ev hanımı bir annenin dört çocuğundan üçüncüsü olarak dünyaya geliyor.
Söze, “Çoğu meslektaşımın aksine içinde müzisyen olmayan bir ailede dünyaya geldim” diye başlıyor: “Ama evde çok müzik dinlenirdi. Her çeşit müzik dinlenirdi; Klasik Türk müziği, pop müzik… Dayım Klasik Türk musikisi severdi. Kucağındaki radyosunda Meral Uğurlu, Aleaddin Yavaşça ekolünü dinlerdi. İlk hayran olduğum şarkıcı Emel Sayın’dı. Henüz iki yaşlarımda pikapın kapağı açıldığında çıkan sesi duyunca müzik başlayacak diye heyecandan titrerdim. ”
DİNLEMEK YETMEDİ YÖNETMEK İSTEDİM
Yazıcı, ilkokuldan sonra sınavı kazanarak Atatürk Anadolu Lisesi’ne giriyor. Bu sırada ilgisi de belli bir müzik üzerine yoğunlaşıyor; klasik Batı müziği. Bu nasıl oluyor? Yazıcı, “Sekiz yaşından itibaren ablamla Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası (CSO) konserlerine gitmeye başladım” diye yanıtlıyor: “Anormal şekilde klasik müzik dinlemeye başladım. Başka hiçbir müzik bana aynı tadı vermiyordu. Orta birinci sınıfta Mahler senfonilerini ezbere bilirdim. Konserde dinleyip sevdiğim eserlerin plaklarını alır, büyük orkestra şeflerinin isimlerini öğrenirdim ama bu bana yetmemeye başladı. Bunları bir şekilde seslendirmek istiyordum. Küçükken gittiğimiz konserlerde hep yaşlı şefler görürdüm. Bir gün genç bir şefle karşılaştım; Rengim Gökmen. Demek ki genç birisi de şef olabiliyordu! Operada solist olan bir kuzenim ‘Kulağı çok iyi, tam şef olacak kumaş var’ diye beni motive edince şefliği kafama koydum.”