KALICI BİR BARIŞA TUTUNMAK
Babajanian’ın Élégiesi, 18. yüzyılın ozanı Sayat Nova’nın halk ezgilerinden besleniyor.
Besteci, yakın dostu Aram Khachaturian’ın anısına yazmış bu eseri.
Bir yönüyle yas; diğer yönüyle direnç.
İklim Tamkan, “Hafızayla yüzleşmek, geçmişi unutmak değil; acının içinden geçerek kalıcı bir barışa tutunmaktır” diyor.
Ne süs var bu icrada ne dramatik bir abartı.
Sade, ama derin.
Sessiz ama güçlü.
BİR MEKÂN BİR HAFIZA BİR ÇAĞRI
Klibin Beşiktaş Surp Asdvadzadzin Ermeni Kilisesi’nde çekilmesi de tesadüf değil.
İklim, mekânın tarihine, mimar Garabet Amira Balyan’ın mirasına saygı duruşu niteliğinde bir
seçim yapmış.
Kapak fotoğrafı ise Tovmasyan ailesinin evinde, bir sofra başında çekilmiş.
O kare, sanatçının anlatmak istediğini özetliyor.
Hatırlamak, paylaşmak, bir arada olmak...
BİRLİKTE YAŞAMA İDEALİ HEP VAR
İklim Tamkan’a göre müzik birlikte yaşamanın dili.
“Bu eser, müziğin diliyle hoşgörünün, barışın ve bir arada yaşamanın zenginliğini dile getiriyor. Barış uğruna emek vermiş, hatıraları yaşayan insanların anısına ithaf ettim” diyor.
Türkiye’nin çok sesli kültürüne inanmış herkes için bir çağrı.
TESADÜFLERİN ÖTESİNDE BİR ANLAMI VAR
İklim Tamkan diyor ki... “Müziğin insanlar ve hikâyeler arasında nasıl görünmez köprüler kurduğunu gördüm. Takuhi Tovmasyan ve ailesiyle tanışmam, dedemin yıllar önce anneme hediye ettiği bir kitabın gizli bağını keşfetmem, tüm bunlar tesadüflerin ötesinde bir anlam taşıyordu. Müziğin beni bir topluluğun parçası yapma, beni kendi ailelerinden biri gibi sahiplenen bir dostluk halkasına dâhil etme gücünü gördüm. Bu, bir sanatçı için paha biçilmez bir histir. Bu karşılaşma bana gösterdi ki müzik, ortak bir hafızanın, ortak bir umudun taşıyıcısı olduğunda, insanları en beklenmedik anlarda bir araya getirebilen büyülü bir dildir. Bu proje, o karşılaşmalar sayesinde kişisel bir kayıttan çıkıp dayanışmanın ve dostluğun bir sembolüne dönüştü.”
HERKES STİNG GİBİ YAPABİLİR Mİ
ÜNLÜ müzisyen Sting geçenlerde şöyle dedi.
“Onlara çok fazla şey vererek, onları cezalandırmak istemedim.”
Kime söylüyor bunu?
Altı çocuğuna...
Ve cümleyi söylerken servetinin tamamını bir vakfa bırakacağını açıklıyor.
Yani miras yok, para yok, sadece bir baba tavrı var.
ZENGİNLİK DE BİR SINAVDIR
Hep “yoksulluk insanı sınar” deriz ya...
Aslında zenginlik de bir sınavdır.
Üstelik daha sessiz, daha derin bir sınav.
Diyor ki.
“Bir çocuğa büyük bir meblağ para verirseniz, belki de bir daha çalışmaz.”
Çünkü fazla güvenlik, insanın içindeki merakı öldürür.
İlginçtir, altı çocuğundan biri bile çıkıp “Bu haksızlık” demedi.
Belki de o çocuklar kendilerini var etme fikriyle büyüdü.