MÖSYÖ REBOUL İLE ÇIRAĞI KEMAL
Mehmet Bey, “Düşünün Türkiye’de Türkçenin geçersiz olduğu bir ortam!” diye hikâyeyebir ara veriyor… Ancak babası Kemal Müderrisoğlu yılmıyor. Gece kurslarıyla Fransızca’yı öğreniyor. Ertesi yıl yeniden eczaneye gidiyor. Mösyö Reboul onu hatırlıyor ve yanına çırak olarak alıyor. Beraber işe koyuluyorlar. 1923’te mezun olan Müderrisoğlu iyi bir teklifle tam zamanlı eczanede çalışmaya başlıyor.
YERİ GELDİ PARMAĞIM KOPTU YERİ GELDİ KAZAN DEVRİLDİ
“Babam bize işin her boyutuyla ilgilenmeyi öğretti. Yeri geldi iş kazaları geçirdim; makineye sıkıştı parmağım koptu, kazan devrildi kolum yandı ama çalışmayı hiç bırakmadım. ‘Majestral’ defteri dediğimiz kayıt defterimde bir milyon 700 bin formül var. Bunun 900 bini babamın dönemine ait. Gerisi benim. Emekli olup evde oturdum, üç gün sonra sıkıldım. Yeni formüllü ürünlerimi ayda 3-4 gönderi yapar eğlenirim diye başladığım iş de bir anda büyüdü!”
ZAZA GABOR’UN KREMİ LAVANTANIN GÜZELLİĞİ
Beraber ağız gargarasından güzellik kremlerine envai çeşit ürün geliştiriyorlar. Mehmet Bey, “Sivilce kremi, güzellik kremi, mantar kremi... Her şey eczanenin arkasındaki laboratuvarda, havanda yapılırdı” diye anlatıyor: “Dönemin meşhur artistlerinden Macar asıllı Zaza Gabor’un masaj ve yüz kremi babam tarafından yapılırdı. Müşteriler, ‘Zaza Gabor’un kremi’nden versenize’ diye gelirdi!” O dönemde çok meşhur olan bir başka özel ürün de lavanta kolonyasıymış: “Mösyö Reboul, Pendik’teki bahçesinde lavanta yetiştirirdi. Babam bir gün bu lavanta çiçeklerinin esansıyla kolonya yapıyor ve çok tutuyor. Çok meşhur oluyor, çünkü lavanta kolonyası mevsimi ifade ediyor. Çok değişik bir koku tarzı vardır; yağmurlar kıt olduğunda sert, çok olduğunda şekerimsi kokar.”