2025’te iyileşenler
Bir yılı geride bıraktık ve bu sabah yeni yılın ilk gününe uyandık.
Umarım herkesin keyfi yerindedir ve insanlar, hayvanlar, bitkiler, ormanlar, yani hepimiz için 2026 şahane bir yıl olur.
Geçen yıl da öncekilere göre aynıydı ve biz de aynıydık aslında.
Her gün ekranlardan ve sosyal medyadan taşan felaket manşetlerinin arasında geliştirdiğimiz refleks de aynıydı: “Dünya kötüye gidiyor.”
Evet bir yandan doğru ama o kadar da doğru değil.
Bazen durup bakmak gerekiyor.
Çünkü 2025’te, sessizce, gözden kaçan ama gerçekten iyi olan şeyler de oldu.
Mesela hayvanlar için.
On yıllardır kafeslerde, sirkte, gösteride, “eğlence” adı altında tutulan filler için Avrupa’da ilk büyük fil yaşam alanı hayata geçirildi.
Portekiz’in Alentejo bölgesinde kurulan bu sığınak, hâlâ Avrupa’da esaret altında yaşayan yaklaşık 600 fil için bir umut.
1000 dönümlük bu sığınağın ilk sakini Kariba, 1984’te Zimbabwe’de yakalanmış, 40 yıl boyunca farklı hayvanat bahçelerinde tutulmuş bir fil.
Bir canlı, 40 yıl sonra ilk kez gerçekten yaşamaya başlıyor.
Ne güzel, öyle değil mi?
Bir başka güzel haber de uzaklardan.
Kanada, büyük insansı maymunların ve fillerinin esaret altında tutulmasını yasakladı.
Sirkler, fil gezintileri, gösteriler... Yıllardır “normal” sayılan şeyler artık etik dışı kabul ediliyor. Bu, bir yasa değişikliğinden çok daha fazlası: Bir zihniyet değişimi. 2026’da tüm dünyaya yayılması en büyük isteğimiz.
Devam ediyorum.
Pandalar, uzun yıllar sonra “nesli tükenmekte olan” türler listesinden çıkarıldı.
Yeşil deniz kaplumbağaları da aynı şekilde “en az endişe verici” kategorisine alındı.
İnsanlık tarafında da umut var.
Bilim insanları, Avustralya’nın rahim ağzı kanserini tamamen ortadan kaldırabilecek ilk ülke olabileceğini söylüyor.
Aşı, tarama ve kamusal sağlık politikaları birleştiğinde, “kaçınılmaz” sandığımız hastalıkların bile kaderi değişebiliyor.
Hollanda’da cezaevleri kapanıyor. Çünkü mahkûm sayısı azalıyor. Daha az suç, daha çok sosyal destek, daha güçlü önleyici politikalar.
Demek ki neymiş, insan değişebilirmiş.
Norveç, ormansızlaşmayı tamamen yasaklayan ilk ülke oldu.
Ağaçların kesilmediği bir yerde yaşamak hepimizin hayali değil mi?
“Ekonomi mi, doğa mı?” diye soranlara net bir cevap bu: İkisi birden mümkün.
Okyanuslarda ise dev bir temizlik başladı. 600 metre uzunluğundaki devasa sistemler, tonlarca plastiği denizlerden topluyor.
Bu bir mucize değil; geç kalmış ama gerekli bir sorumluluk.
Bunların hiçbiri masalsı değil. Hiçbiri kusursuz da değil.
Ama hepsi şunu söylüyor:
İnsanlık yalnızca yok etmiyor. Onarabiliyor da.
2025’te işte böyle küçük paragraflarda, sessiz köşelerde gerçekten güzel şeyler oldu.
2026’da daha güzelleri neden olmasın?
Biraz çaba ve bolca empati ile her şey mümkün diyor ve hepinize sağlıklı, güzel, mutlu bir yıl diliyorum.