Michael Lynton o dönemi anlatan bir kitap yazdı.
Bu komedi filmi için “kariyerimin en büyük hatası” diyor.
Lynton başta projeyi kabul etmiyor.
Film ekibi, “bir masa okuması yapalım” diyor.
Oyuncular ve yönetmen o toplantı odasına öylesine gidiyorlar ki, etkileme garantisi kesin.
Herkes kahkahalara boğuluyor ve patron o an projeye yeşil ışık veriyor.
Sonra aklı başına geliyor ve yazarlardan suikast kısmını çıkarmalarını, konuyu yumuşatmalarını istiyor.
Seth Rogen ve yazarlar asla kabul etmiyor, Lynton’a “korkak” diyor.
Ve Sony yönetimi verdikleri onayın arkasında duruyor.
Peki tüm bu olaylardan sonra Seth Rogen ne yapıyor?
Sony çalışanlarının zor dönemler yaşadığını kabul etmiyor.
Bir röportajında saldırının arkasında Kuzey Kore’nin olup olmadığından emin olmadığını söylüyor.
Üstelik federal hükümet, saldırının Kuzey Kore bağlantılı olduğunu açıklamışken.
Bu hikâyeyi neden anlattım?
Film yıldızlarının ikna gücünü ve stratejilerini küçümsemeyin.
Sony gibi bir şirketin en başındaki kişi bile yıldız etkisine kapılıp “hayır” dediği projeye “evet” diyebiliyor.
Ve hikâye anlatıcılığının gücü.
Bu öyle bir etki ki bir film devletlerarası krize dönüşebiliyor.😑