YENİ ENERJİ HİKÂYESİ DENİZDE YAZILABİLİR
DÜNYADA enerji dönüşümü artık sadece elektrik üretmekle ilgili değil.
Asıl rekabet, o enerjiyi mümkün kılan sanayi ve lojistik ekosistemini kurabilmekte yaşanıyor.
Arkas Holding Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Diane Arcas Göçmez’in Middlesex University MBA programı kapsamında hazırladığı tez tam da bu noktaya odaklanıyor. Türkiye’de açık deniz rüzgâr enerjisinin lojistik boyutunu bütüncül şekilde ele alan ilk akademik çalışmalardan biri.
Temel soru oldukça net.
Türkiye rüzgâr enerjisinde yalnızca üretici mi olacak, yoksa oyunun kurallarını belirleyen ülkeler arasına mı girecek?
Türkiye bugün kara rüzgâr enerjisinde Avrupa’da beşinci sırada bulunuyor. Enerji talebinin 2035’e kadar yüzde 67 artması beklenirken, yaklaşık 75 GW’lık deniz üstü rüzgâr potansiyeli önemli bir fırsat sunuyor. Ancak açık deniz rüzgârı yalnızca bir enerji yatırımı değil; limanlardan tersanelere, ağır yük taşımacılığından dijital planlamaya uzanan dev bir sanayi zinciri anlamına geliyor.
Arcas Göçmez’in “Kavramsaldan Uygulamaya” başlıklı çalışması bu dönüşümü mühendislikten çok lojistik perspektifiyle inceliyor. Çünkü enerji projelerinin başarısı çoğu zaman teknolojiden ziyade organizasyon kapasitesine bağlı.
Çalışmanın çıkış noktası da sahadan gelen deneyim.
Diane Arcas Göçmez bunu şöyle özetliyor.
“Arkas Lojistik’in kara rüzgârı lojistik projelerindeki rolü sayesinde, yenilenebilir enerji tedarik zincirlerinin operasyonel dinamiklerini ve sektördeki yapısal boşlukları birinci elden gözlemleme fırsatı buldum. Türkiye’nin güçlü sanayi altyapısı büyük bir fırsat sunuyor. Ancak deniz üstü rüzgâr ekosisteminin gelişmesi ölçeklenebilir lojistik çözümler gerektiriyor.”
Aslında ortaya çıkan tablo yeni enerji çağının gerçeğini anlatıyor.
Enerji artık üretim kapasitesi kadar koordinasyon kapasitesi demek.
Açık deniz projeleri ağır kaldırma operasyonları, liman entegrasyonu, gemi planlaması ve hassas zaman yönetimi gerektiren çok katmanlı süreçler içeriyor. Türkiye’nin imalat gücü, gemi inşa geleneği ve stratejik liman konumu ise bu alanda önemli bir avantaj yaratıyor.
Başka bir ifadeyle Türkiye, enerji ithal eden bir ülke olmaktan çıkıp enerji ekosistemi ihraç eden bir oyuncuya dönüşebilir.
Ve yeni enerji hikâyesi, büyük ihtimalle karada değil denizde yazılacak.