Kervan yolda düzülür
Siz bu satırları okurken Trump’ın İran savaşı üçüncü haftasına girmiş olacak.
Şöyle bir geriye dönüp baksak da, önümüzü görmeye çalışsak da Trump’ın dipsiz bir kuyuya atlamasından başka bir sonuca varmak henüz mümkün değil.
Rejim düşürme hevesi son günlerde hiç dile getirilmiyor.
İranlı muhaliflerin ayaklanıp ülkeyi ele geçirmesi çağrıları hepten rafa kaldırıldı.
“Yeni lideri ben seçeceğim” lafları da çabucak tarih oldu.
Şimdi de yeni meselemiz petrol.
Ben yazıya başlamadan hemen önce Trump, İran’ın petrol ihracatının yüzde 90’ının yapıldığı Hark Adası’nı vurdu.
Asıl mesaj ise tehdit şeklinde paketlenmişti...
“Petrol altyapısına dokunmadım. Hürmüz açılmazsa onu da vururum.”
Son birkaç gündür Washington’da hararetli bir tartışma var.
Trump yönetimi İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatma ihtimaline hazırlıklı mıydı değil miydi?
Öyle ya... Hürmüz Boğazı kapatıldığında bu yana Trump da üst düzey kurmayları da panik halinde. Verdikleri mesajlar da iletişim stratejileri de savruk ve tutarsız.
İş, Rus petrolüne sarılmaya kadar gitti.
Başkentteki dedikodulara göre Trump’a bu ihtimal söylenmiş. Fakat Trump, iş Hürmüz’e gelmeden İran “paket olur” diye tahmin etmiş.
Olay dönüp dolaşıp hep buraya geliyor.
Trump sahiden de tüm stratejisini Hamaney’in öldürülmesiyle birlikte hızlı bir rejim çöküşüne ve/veya Venezuela örneğinde olduğu gibi içeriden birileriyle süreci yönetmeye inşa etmiş.
A planına o kadar bel bağlanmış ki sanki sonrasındaki her şey “Kervan yolda düzülür” taktiğiyle ilerliyor.
Peki, B planı yok gibi görünen bir süper güç, sadece ‘taktiksel bir inatla’ nereye kadar gidebilir?
Bu noktada iki şeyi birbirinden ayırmak lazım.
ABD ve İsrail, İran’ı gerçekten gece gündüz aralıksız bombalıyor. Altyapı, üst yapı demeden belki yıllar belki de onlarca yıl geri atıyor.
Savaş öncesi dahi ekonomisi halkı ayaklandıracak kadar sallantıda olan bir ülkeyi yakın gelecekte ayağa kalkamayacak bir noktaya itiyor.
Fakat mesele bu muydu?
Trump’ın zaman zaman yaptığı fantastik açıklamalara bakmayın. Bazen işin gerçeğini felsefik bir bakış açısıyla özetliyor.
Mesela... “Tüm bu zorlukları İran’da aynı lider kalsın diye yaşamıyoruz” dedi; bir Hamaney gitti diğer Hamaney geldi.
Mesela... “İşi tamamen bitirmezsek birkaç yıl sonra aynı yere geleceğiz” dedi; İran’da değişimden eser yok.
Trump, her gün çıkıp kafasına göre zafer ilan ediyor ama...
Şu son yaşanan gelişmelere bakınca düşünmeden edemiyorum.
Bir hafta on gün içinde bölgeye gelecek 5 bin askerlik amfibi çıkarma birliği ve deniz piyadelerini de hesaba katınca...
Acaba Trump Hark Adası’na çıkıp “Petrol bizimdir” diyerek zafer konvoyuna mı çıkacak?
Lakin bu senaryoda da kalıcı hiçbir çıkış göremiyorum.
O yana da dönsen, bu yana da dönsen, şu yöne de baksan, bu yöne de baksan eldeki “Kervan yolda düzülür” stratejisiyle işin içinden çıkmak mümkün değil.
Trump’ın dipsiz kuyusuna girenler düşünsün.🙄