BAZEN BİR İNSANA BİR HAYAT YETMEZ
İlber Ortaylı; bir ömrün içine birkaç hayat sığdırmış insanlardan biriydi.
Bir tarihçiydi elbette.
Ama bundan daha fazlasıydı.
Türkiye’ye tarihi sevdiren adamlardan biriydi.
Bizim kuşağın tarihle ilişkisi çoğu zaman ezberdi.
Yıllar, savaşlar, anlaşmalar...
Ama İlber Ortaylı o tozlu sayfaların arasından tarihi alıp hayatın ortasına koydu.
Onu dinlediğinizde tarih bir ders olmaktan çıkardı.
Bir hikayeye dönüşürdü.
Bir şehri anlatırdı.
Siz o sokaklarda yürüdüğünüzü hissederdiniz.
Bir padişahtan söz ederdi.
Sanki biraz önce odadan çıkmış gibi gelirdi.
Belki de bu yüzden milyonlarca insan tarihi ondan öğrendi.
Ama onun en önemli tarafı şuydu.
Sadece geçmişi anlatmadı.
Geçmişin içinden bugünü anlamayı öğretti.
Tarih onun için nostalji değildi.
Bir pusulaydı.
Böyle insanlar gittiğinde insanın içinde tuhaf bir duygu oluşur.
Sanki bir kütüphane kapanmış gibi.
Ama bazı insanlar gerçekten gitmez.
Çünkü arkalarında yalnızca kitaplar bırakmazlar.
Bir düşünme biçimi bırakırlar.
İlber Ortaylı bize bir soru emanet etti.
“Bir ömür nasıl yaşanır?”
İlber Ortaylı’nın ardından düşünmek lazım.
Daha çok okumak, daha çok merak etmek gerekir.
Çünkü bazı insanlar gerçekten bir hayat yaşamaz.
Bir ömrün içine birden fazla hayat sığdırırlar.
İlber Ortaylı da öyle bir insandı.