BENDE KIVILCIMI BABAM YAKTI
Beş yılın ardından aile İstanbul’a dönüyor. Gürün ortaokulu Kadıköy’de bitirdikten sonra yatılı olarak Arnavutköy Amerikan Kız Koleji’ne (Bugünün Robert Koleji) giriyor. Üniversite eğitimi için Amerika’ya gidip tiyatro okumak istiyor. Neden tiyatro? Gürün, “Her fırsatta annem ve babamla konserlere, operaya, tiyatroya giderdik “ diye anlatıyor: “Tiyatro dönüşlerinde de babamla karşılıklı oturur ve oyunlar üzerine konuşurduk. Eleştiri kıvılcımını bende babam yaktı. Kolejde okurken de hiç oyunlarda rol almayı düşünmedim. İzlerdim, düşünürdüm, değerlendirdim kendimce…”
OYUNCULUĞU HİÇ DÜŞÜNMEDİM
Sene 1960’lar... Bir kız çocuğu olarak tek başına Amerika’ya gitmesine ailesi nasıl razı olmuş? Gürün, “Babam açık fikirli bir insandı ve bana güvenirdi” diye yanıtlıyor: “Ona yurtdışında tiyatro okumak istediğimi söyleyince ‘Gitmek istiyorsan gidebilirsin ama yaptığın işi düzgün yapacaksın’ dedi. Oyuncu olmayı hiç düşünmedim. İlgim hep tiyatronun kuram kısmına yönelikti; metnin altındaki söylemler, bu söylemlerin dışavurumu, tartışılması, metnin, yorumun toplumsal, sosyal yapısı vs… Bunun temelinde de küçük yaştan itibaren babamla yaptığımız konuşmalar, tartışmalar, onun bana önerdiği okumalar yatıyor kuşkusuz.”
AMERİKA ÇEKİM MERKEZİYDİ
Peki neden Amerika? Dikmen Hanım, “Bir Amerikan kolejinde okumuş olmamın etkisi olabilir. O dönemler Amerika gençler için cazip bir çekim merkezi idi” diye anlatıyor: “Ayrıca o dönem bir vesileyle tanıdığım bir Amerikalı çift vardı: Dr. Warren ve Barbara Walker. Onların sayesinde Iowa’da Parsons College’a gittim. Keyifli bir öğrencilik dönemi yaşadım. 1964’te Türkiye’ye döndüm. Ufak ufak çeşitli dergilerde yazmaya başladım. Şehir Tiyatrosu’nda Güngör Dilmen’in asistanlığını yaptım ama bu işler beni tatmin etmedi. Bir gün Tepebaşı Dram Tiyatrosu önündeki durakta inmedim tramvaydan, devam ettim yola… Babamla konuştum ve yüksek lisans yapmak üzere Amerika’ya döndüm.”
Anne ve babasıyla.... Yaş 13