ZENGİNLEŞTİRİLMİŞ URANYUMUN YERİ
Abbas Arakçi, muhataplarıyla görüşmelerinde nükleer konusunu İran’ın egemenlik hakları kapsamında değerlendirdiklerini ifade ediyor. Bunu ancak ABD ile ikili müzakere edebileceklerini bildiriyor. Bu arada perde arkası aralanınca zenginleştirilmiş uranyuma ilişkin yeni bilgiler ortaya çıkıyor. İran’ın elindeki 450 kilogram zenginleştirilmiş uranyumun nerede olduğu bir sır gibi saklanıyordu. Zenginleştirilmiş uranyumun İsfahan’daki Natanz nükleer tesisinin içinde olduğu öğrenildi. Natanz Nükleer santralı 2 Mart’ta ABD ile İsrail tarafından vurulmuştu. Nanatz’ın vurulduğu sırada zenginleştirilmiş uranyumunun enkazın altında kaldığı ifade ediliyor. Natanz nükleer santralının ise ağır bombardıman nedeniyle kullanılamaz halde olduğu belirtiliyor. İran’ın, “Zenginleştirilmiş Uranyum toprağın altında. Onu ne biz ne de Amerikalılar çıkarabilir. Ayrıca nükleer santral, bombardıman nedeniyle çalışmıyor. Ancak ABD ile anlaşırsak zenginleştirilmiş uranyumu toprağın altından çıkarırız” dedikleri ifade ediliyor. İran, egemenlik hakları kapsamında zenginleştirilmiş uranyumun üçüncü bir ülkeyle gönderilmesine karşı çıkıyor.
SAVAŞ BAŞLAYACAK MI
ABD’nin, İran’dan gelen karşılıklı olarak Hürmüz’ü açalım teklifini kabul etmemesi durumunda savaşın yeniden başlaması tehlikesi doğdu. Trump, anlaşma olmazsa İran’ın elektrik santrallarını hedef alacaklarını açıklamıştı. İran’ın buna göre bir B planı hazırladığı ortaya çıktı.
KÖRFEZ’İ VURURUZ
İran’ın, “ABD bizim elektrik santrallarımızı vurursa biz de Körfez ülkelerinin altyapısını hedef alırız. Elektrik santrallarını ve su altyapısını vururuz” diye tehdit ettiği ortaya çıktı.
İran’ın Hürmüz önerisine, Trump’ın nükleer ısrarına ve karşılıklı tehditlere rağmen ateşkes umudu ortadan kalktı mı? Hayır. Ankara’ya ulaşan bilgilere göre Trump, 48 saat içinde yanıt verebilir.
Hürmüz Boğazı’nın açılması ve ateşkes ilan edilmesinden sonra barış görüşmeleri yapılabilir. Bu görüşmelerin en önemli ayağını nükleer konusu oluştururken, İran’ın dondurulmuş varlıklarının bir bölümünün serbest bırakılması ve yaptırımların bir kısmının kaldırılması ele alınabilir.
Bu karamsar tabloya rağmen barış umudu sürüyor. 48 saat içinde Hürmüz Boğazı’nın açılması ve iki ülke arasındaki görüşmelerin yeniden başlaması gündeme gelebilir deniliyor.