SENE 1984 - Genel Başkan Erdal İnönü ve SODEPliler Zonguldak’ta maden ziyaretinde.
YENİLİK HALKA NASIL ANLATILIR
Parti kurulduktan sonra ilk altı ay belediye ziyaretleri adı altında tüm Türkiye’yi gezmişler. Yeni bir partiyi anlatmak zor bir iş midir? Gülöksüz: “Liderin kim olduğu önemlidir. Parti, büyük bir organizasyondur. Liderin bu organizasyonu yönetme becerisi var mıdır diye bakılmaz. İçinden geldiği çevreye bakılır. Bizde Erdal İnönü’nün yönetim tecrübesi yeterli değildi; koşulları kendisinin belirlediği bir laboratuvar işi başka, parti işi çok başka ama ismiyle o kadar etkili oldu ki… Türkiye’yi gezdiğimiz zaman boyunca insanlar ‘aynı babası’ diye boynuna atlıyor, bağ kuruyordu.”
ÜYELER GERÇEKTEN ÜYE Mİ
90 yıllık tecrübeyle bugünlere bakınca ne düşünüyor? Yanıtı: “Siyasal Partiler Yasası, Kenan Evren’in tabiriyle ‘siyaseti zapturapt altına almak’ için yapılmış bir yasadır. Tepede bir başkanlık var ve her şeye merkez karar veriyor. Kararların çoğunluktan azınlığa doğru alındığı bir sisteme gitmeden bunun çözümü yoktur. Parti ile sürekli iletişim içinde, sorumlulukları olan parti üyeleri gerekir. Aktif parti üyeleri ile bir nedenle üye yazılmış pasif taraftarları ayırmak gerekir. Biz üyelik için mükellefiyetler getirmiştik; siyaset okulunda eğitim görecek, etkinlikler düzenleyecek…”
KAYNAK AZ TALEP ÇOKTU
Yiğit Gülöksüz, DYP-SHP koalisyonu döneminde, 1991-1997 yılları arasında TOKİ Başkanlığı görevini yürütmüştü: “İktidara bir kriz sonrası gelmiştik. Kaynak az, talep çoktu. Memleket tamamlanamamış kooperatifler tarlası gibiydi. Kredi verme sistemini değiştirerek 400 bin ailenin evlerine girmesini sağladık. Konut işi tamamen bir yerel yönetim işidir. Talebin örgütlenmesini kooperatifler yapacak, inşaatı belediye örgütleyecek çünkü arsa, altyapı, yapım üniteleri ve yasal yetkileri elinde tutan belediye inşaatı üstlenecek, TOKİ de yeni teknolojiler sunup bunu finanse edecek.”
DEĞİŞİM ENGELLENEMEZ
Değişim isteği engellenebilir mi? Gülöksüz: “Engellenemez ama geciktirilebilir. Engellemek isteyen ‘oyun’un dışında kalır. Sorun, değişen toplumun değişemeyen siyasetinden kaynaklanıyor. Değişim zor iştir, risk almayı gerektirir ama kaçınılmazdır. Değişime önderlik etmesi beklenen partiler, toplumdaki değişime ayak uydurmada zorlanıyor. Değişim ihtiyacını karşılayamayan siyaset sürekli gerilim yaratıyor. Üstelik toplumdaki değişim eskiye göre daha büyük bir hızla gerçekleşiyor. İnsanlar iyi yetişti. Artık herkesin elinde dünyaya açılan bir telefon var. Siyasal partiler eskisi gibi 3-5 milyonun talebiyle politika yapamaz; 85 milyonu dikkate almak zorunda.”