Adnan Menderes’in, Hasan Polatkan’ın ve Fatin Rüştü Zorlu’nun yargılandığı salona...
Fotoğraflarda yüzlerce kez gördüğümüz o mekânın içine girince oturup dakikalarca öyle kaldım.
Sanki sandalyeler hâlâ yerindeydi. O ağır sessizlik hiç bitmemişti. Sanki birazdan kapı açılacak ve tarihin en acı cümlelerinden bazıları yeniden kurulacaktı.
Orada, o mahkeme salonunda mahkûm edilenlerin aslında demokrasi olduğunu daha iyi anlıyorsunuz.
Daha sonra Adnan Menderes’in kaldığı odaya girdim.
Beklediğimden küçüktü.
İnsan, tarihte yer tutan insanların daha büyük odalarda yaşamış olacağını sanıyor.
Bir başbakan...
Milyonların oyuyla seçilmiş bir siyasetçi...
Aylarca burada yaşamış.
Geceleri aynı tavana bakmış; ailesini düşünmüş, çocuklarını...
Ve ülkesini.
O odanın önünde insan ister istemez şu soruyu soruyor.
“Demokrasiyi gerçekten yeterince kıymetli görüyor muyuz?”🤫