Kısa filmi ‘Doodlebug’ı (1997) çekerken dairesine giren hırsız onda birtakım yeni fikirlerin doğmasına da neden oldu. Soyguncuların eşyayı karıştırırken neler düşündüklerinden yola çıkan bir hikâyenin peşine düştü ve ilk uzun metrajı ‘Takip’ (Following/1998) işte böyle dünyaya geldi. ‘Kara film’ türünden kimi unsurlarla süslü bu yapım belli ölçüde dikkat çekerken ikinci adımı ‘Akıl Defteri’ (Memento/2000) seyirciyi bir hayli sarsan bir film oldu. Hafıza kayıpları yaşayan eski bir sigorta müfettişinin karısının katilini bulmak için verdiği mücadeleyi anlatan çalışmada, ana karakter yaşananları ve yapacaklarını unutmamak için sürekli not alıyordu.
1970 doğumlu İngiliz yönetmen Christopher Nolan’ın sinemadaki serüveni işte bu ayak izleriyle başladı. Zamanın akışıyla oynayarak gelişen olay örgülerine sahip sonraki yapıtlarıyla öne çıkarken camiada giderek efsaneleşen bir isme dönüştü. Asıl şöhretiyse ‘süper kahraman’ türüne farklı bir soluk ve bakış getiren ‘Batman Başlıyor’ (Batman Begins/2005) ve devamı niteliğindeki ‘Kara Şövalye’yle (The Dark Knight/2008) oldu. Kariyerindeki ilk hamleleri bağımsız karakterli, düşük bütçeli yapımlar (‘Following’ mesela 6 bin dolara mal olmuştu) olduğu için ‘sanat filmleri’ yaptığı ve yapacağı düşünülmüştü. Ama kendisi daha o zamanlar bu tür bir ‘kimliği’ reddetmişti ve zaman içinde büyük maliyetli projelerin yönetmeni olduğunu gösterdi.
Christopher Nolan🤫