Oppenheimer (2023)
Kibirli bir profil
Bugün gelinen noktada Christopher Nolan geride bıraktığı ‘Prestij’ (The Prestige/2006), ‘Başlangıç’ (Inception/2020), ‘Yıldızlararası’ (Interstaller/2014), ‘Dunkirk’ (2017), ‘Tenet’ (2020) ve ‘Oppenheimer’ (2023) gibi yapıtları itibariyle öykülerine yer yer kafa karıştırıcı unsurlar serpilmiş, popüler sularda gezinen, büyük ölçekli ‘entertainment’ (eğlence) sinemasına göz kırpan bir yaratıcı. Ve en önemlisi ‘star yönetmen’ kavramının günümüzdeki tam karşılığı. Nedir ‘star yönetmen’, hemen açıklayalım: Ne yaptığı, ne çektiği sürekli merak edilen, filmlerindeki oyuncular kadar şöhretli, albenili (ve de tabii ki kibirli) bir profil.
Elbette ‘yedinci sanat’ın geçmişinde (Örneğin; John Ford, Alfred Hitchcock, Martin Scorsese, David Lean, David Lynch) bu tür ismi yıldız oyuncular kadar etkili, ekol olmuş yönetmenler vardı ama onlar farklı bir dünyanın yaratıcılarıydılar. Artık sosyal medya düzeni içindeyiz ve bu dönemin sinemacıları da farklı reflekslerin tezahürü. Kuşkusuz bunda sinemanın giderek eskiyen bir sanat oluşu ama buna mukabil gelişen teknoloji sayesinde anlatım biçimlerinin, ayakta durma, kalma reflekslerinin değişiminin farklı profillerin yaratılmasına neden oluşu da var. Buna ‘sosyal medya’yla yaratılan ve bütün dünya ölçeğinde verilen olumlu-olumsuz tepkileri ekleyin; ilgi, tartışma, ayrışma, kutuplaşma vs. derken birden o yapıt (sinema, resim, müzik, heykel fark etmez) ait olduğu suların çok ötesine taşınıyor.🤨