Bölgesel asgari ücret geri mi dönüyor?
SON dönemde ‘bölgesel asgari ücret tartışması’ yeniden alevlendi.
İlk fitili medyada yer alan ekonomi bürokrasisinin böyle bir düzenleme ile ilgili hazırlık yaptığına dair iddialar ateşledi. Ardından bazı işveren çevrelerinin “Metropollerdeki yaşam maliyeti ile Anadolu’daki bir tutulamaz”, “Yüksek maliyetler Anadolu’daki KOBİ’leri zorluyor” söylemleri geldi.
İddiaların ve taleplerin gündeme oturmasıyla birlikte işçi temsilcileri (TÜRK-İŞ, HAK-İŞ, DİSK) bölgesel asgari ücret aleyhinde peş peşe ve sert açıklamalar yaptı.
AK Parti hükümetleri döneminde, özellikle Kalkınma Bakanlığı ve Ekonomi Bakanlığı çalışmaları çerçevesinde Doğu ve Güneydoğu Anadolu’ya yatırımı çekmek amacıyla hazırlanan teşvik paketleri tartışılırken “bölgesel asgari ücret” veya “bölgesel prim desteği” sıkça masaya geldi. Ayrıca bölgesel istihdamı artırmak adına Anadolu’daki üreticilerin rekabet gücünü yükseltecek esnek ücret modelleri de muhtelif dönemlerde ekonomi bürokrasisinde analiz edildi.
Ancak henüz hükümet kanadından bölgesel asgari ücretle ilgili son tartışmalara yönelik resmi bir açıklama yapılmadı. Buna rağmen kamuoyundaki tartışmaların dozajı her geçen gün artıyor. Tam da bu noktada, Türkiye’de bölgesel asgari ücret tartışmasının yeni bir konu olmadığını, hem tarihsel uygulama boyutuyla hem de iş dünyası ve siyasetin gündemindeki talepler bakımından köklü bir geçmişe sahip olduğunu hatırlamamızda fayda var. Geçmişten bu yana devam eden bu tartışmada temel ayrışma noktası; işveren tarafının “bölgesel yatırım ve istihdam esnekliği” vizyonu ile işçi tarafının “sosyal adalet ve asgari yaşam standardı” önceliği arasındaki dengedir.