5 BİN YILLIK ÇAY NASIL ‘HAVALI’ OLUR
Ahmet Hakan birkaç gün önce çayın yeniden popülerleşmeye başladığını yazmış. Çok hoşuma gitti. Kahve, önüne “yeni nesil” sıfatını aldığı anda birden daha şehirli, daha genç, daha “cool” bir içeceğe dönüştü. Bizim ev hissi veren o güzelim çayımız ise biraz demode kaldı. Elimizin tersiyle kenara ittik. İçerlemek mümkün değil.
Oysa Çinlilere bakınca başka bir şey görüyorsunuz. Burası çayın keşfedildiği, kültür bitkisi olarak yetiştirildiği ve ticaretinin yapıldığı ilk coğrafya. Bizim çayla hikâyemiz yaklaşık 100 yıllık; onlar kendi çay tarihlerini 5 bin yıl geriye götürüyor. Daha da hoşuma gideni, Fuzhou’da yasemin çayından söz ederken onu neredeyse yeni bir alışkanlık gibi anlatmaları. Ne de olsa geçmişi sadece 1000 yıl!
Ama asıl ders bence başka yerde. Çinliler çaylarına sahip çıkmayı, onu geçmişe hapsetmek olarak görmüyor. Tam tersine, geleneği korurken tüketme biçimini sürekli yeniliyorlar. Biz kahveyi “yeni nesil” yapan her şeyi çaydan esirgerken, onlar 5 bin yıllık içeceklerini bugünün insanına yeniden paketlemekten hiç çekinmemişler. Geleneksel çayhanelerin yanı sıra, tasarımıyla, sunumuyla, ürün çeşitliliğiyle en cazibeli kahvecilerle yarışacak yeni nesil çay dükkânları yaratmışlar.
Fuzhou’nun köklü yasemin çayı üreticilerinden Chunlun bunun çok iyi bir örneği. Bir tarafta geleneksel yöntemlerle yasemin çayı üretmeye devam ediyor, diğer tarafta ITEAMO markasıyla çayı bambaşka bir dünyaya taşıyor. Yasemin çayını sadece sıcak suyla demlenen bir yaprak olarak görmüyorlar; şef sofralarında sunulan köpüklü soğuk içeceklerden soğuk demleme çaylara, çay-kahve karışımlarından çay bazlı yaratıcı içeceklere uzanan yeni bir tüketim dili kuruyorlar. Mağazaları da klasik bir çay dükkânından çok, gençlerin buluşmak isteyeceği çağdaş mekânlar.
Belki de Çin’den çay konusunda almamız gereken asıl ders bu: Bir ürüne sahip çıkmak, onu hiç değiştirmemek demek değil. Tam tersine, özünü koruyup zamanın dilini konuşmasını sağlayabilmek. Çinliler 5 bin yıllık çayı gençleştirmekten korkmuyor. Biz ise 100 yıllık çayımızı bazen fazla erken yaşlandırmış olabilir miyiz?