‘BİR DAHA GERİ DÖNMEYECEĞİZ DİYE TÜM EŞYALARIMIZI SATTIK’
‘Dokuz yıldır birlikteyiz ve bu dokuz yılda tam 12 ev taşıdık’ diyen Gizem, “Bunu söylerken bile gülüyoruz, çünkü galiba bizi en iyi anlatan şey bu. Bir yere yerleşip orada kalan insanlar değiliz. Hayatı sürekli yeniden kurmayı, denemeyi, yanılmayı, toparlanıp yeniden açmayı göze alan insanlarız. Kutu açmak bizim için artık bir ev işi değil, bir alışkanlık. Yedi aylık bir kızımız var. Anlatacağım kararların çoğunu aslında o doğduktan sonra çok daha net görmeye başladık. Çünkü ‘biz bu hayatı gerçekten istediğimiz için mi böyle kurduk?’ sorusunu, bir çocuk geldiğinde artık erteleyemiyorsunuz2 şeklinde konuştu.
Çiçek aşısı izi Osmanlı'ya uzanıyor! 300 yıl önce Edirne'den Avrupa'ya yayıldı, 1980'den sonra yok oldu
Avrupa hayalinin kendisinde çok erken başladığını dile getiren Gizem, “16 yaşımda, lisede bir projeyle ilk kez o kapı aralandı. Gittiğim yer İspanya'nın Sevilla şehriydi. O zaman kendime, buraya geri geleceğime dair söz verdim. Ve öyle de oldu. Mimarlık öğrencisiyken Erasmus'la geri döndüm, sonra Erasmus süremi uzattım, ardından mimarlık stajımı İtalya'da, Venedik'te yaptım. Muazzam zamanlardı. Bugün olduğum insan olmamda o yılların payı çok büyük; sadece mesleki olarak değil, dünyaya nasıl baktığım anlamında da” dedi ve ekledi:🤨