‘BURADAKİ YAŞAM DIŞARIDAN BAKANLAR İÇİN MUHTEŞEMDİ, AMA ÖYLE DEĞİLDİ’
‘Berlin'e vardığımızda kıştı, soğuktu ve pandeminin ilk aylarıydı’ diyen Gizem, “Elimizde kedimizle, kimsenin olmadığı sokaklarda yürürken içimden ‘biz ne yaptık?’ diye geçtiğini çok net hatırlıyorum. Ama bu his çabuk dağıldı. Orada uzun yıllardır yaşayan, çok sevdiğimiz arkadaşlarımız vardı; onların yardımıyla hızlı adapte olduk. Benim zaten yurt dışında geçirdiğim yıllar olmuştu, Baran da İstanbul'da uluslararası bir firmada çalışıyordu. Yani ikimiz için de tamamen yabancı bir dünya değildi. Berlin'den sonra Hollanda'ya geçtik ve orada dört yıl yaşadık. Ta ki bir şeylerin eksik olduğu hissi gelmeye başlayana kadar” bilgisini paylaştı.
‘Çocuk sahibi olmaya karar verdiğimiz o andan itibaren soru değişti’ diyen Gizem, “Artık ‘biz burada çok eğleniyor muyuz?’ değil, ‘bizim çocuğumuz en çok nerede mutlu olur, ona en iyi eğitimi ve sağlık hizmetini nerede verebiliriz?’ sorusuydu. Aslında Berlin'den Hollanda'ya geçişimizi tetikleyen şey de buydu. Biz verileri seven insanlarız; hem işimiz gereği hem karakterimiz gereği. Oturduk, açtık, araştırdık. En çocuk dostu ülkeler, çocuk mutluluk oranları, eğitim araştırmaları. Elimizde iki seçenek kaldı. İspanya ve Hollanda. Hollanda, yetenekli göçmen statüsündeki insanlara tanıdığı vergi avantajları ve benzeri ayrıcalıklar nedeniyle daha ağır bastı. Çalıştığımız şirketlerin orada da ofisleri vardı, geçişimiz çok rahat oldu” dedi ve ekledi:
Alıntı Metni
‘Bunu birbirimizle açıkça konuşmaya başladığımız noktada bir ilham panosu hazırladık’ diyen Gizem, “İstediğimiz hayatın görsellerini, kelimelerini bir araya getirdik. Sonuç çok netti: deniz kenarı, sıcak iklim. Kendi insanlarımız, uzun masalar, kalabalık sohbetler ve yılın 350 günü güneş. Aslında bunu çok daha önce fark etmiştik. Her tatilde kendimizi inanılmaz iyi, inanılmaz sağlıklı hissediyorduk. Sonra dönüp veriler üzerine kurduğumuz o buzdan kaleye giriyorduk. Zamanla anladık ki asıl problem burada. Eksik olan tek şey bir aksiyon planıydı, o da zaman istiyordu. Çünkü ortada yılların emeği vardı. Biz sıfırdan iki kez hayat kurmuş insanlarız; kapıları arkamızdan çarpıp gelemezdik. Bu yüzden önce finansal özgürlüğümüzü ve bağımsızlığımızı önceliklendirdik. O günden sonra attığımız her adım, o panodaki hayatı gerçekten kurmak içindi” ifadelerine yer verdi.
İstanbul’da ailece dışarı çıkmanın bedeli binlerce lira! Şehirde sosyalleşmenin güncel tablosu ortaya çıktı