Soyunu sürdürebiliyor
SpudCell’in başarısıysa bölünme yoluyla çoğalarak şimdiye kadarki en küçük genom boyutlarıyla soyunu sürdürebilmesi. Beslenip üreyebilen sentetik hücre denince aklınıza korku filmi senaryoları gelmesin. Kate Adamala “O, sırtı yatağa bağlı ve kaşıkla beslenmek zorunda olan bir Frankenstein canavarı. Bunun kontrolden çıkıp etrafa zarar verme tehlikesi yok” diyor. Yaklaşık 100 farklı protein/enzim molekülü ve e.coli bakterisinden ödünç alınan 36 genle hücreyi sıfırdan inşa eden bilim ekibi, SpudCell’i hayatta tutmak için onu 30 derece sabit ısıda, düzenli olarak proteinle beslemek zorunda. Yani laboratuvardan kaçıp kimsenin başına bela olabilecek bir hali yok.
Yine de biliminsanları sentetik hücrelerin ileride kötü ellere düşüp biyolojik silahlara dönüşmesi ihtimaline karşı temkinli davranmak gerektiğini belirtiyor. Uzmanlarsa genetik teknolojinin iyi veya kötü nitelikli değil nötr olduğunu “Elinizdeki çekiçle bir ev de inşa edebilirsiniz, pencerenin camını da kırabilirsiniz” tasviriyle anlatıyorlar.
“Bu çalışma sadece bir başlangıç. Hücrenin temel işlevlerini mühendislik disipliniyle inşa edebileceğimizi gösterdik” diyen Kate Adamala “Yalnızca biyolojide mümkün olduğu düşünülen hücresel davranışların tamamını kimyayla yeniden ürettik. Bu durum yaşamın büyüme ve çoğalma gibi en temel işlevlerinin gizemli, sihirli bir kıvılcıma ihtiyaç duymadığını kanıtlıyor” sözleriyle kanımca biraz da cüretkâr bir ifade kullanıyor.
Şöyle ki; SpudCell kendi DNA’sını kopyalayacak olan ribozomları üretemediği için en fazla 5-10 hücre bölünmesinden sonra Adamala’nın tabiriyle “Ölmek denmese de çalışmayı durduruyor”. Yani her hücrenin soyu, birkaç kez bölündükten sonra kuruyor. Doğal seçilim, diğer adıyla evrim, sonsuz olasılıkları sever ama tesadüfe kalmaz. Einstein’ın “Tanrı zar atmaz” dediği gibi hayatta kalacak olanı seçen evrim, yaşam fonksiyonlarını taklit eden bir hücre makinesini de belli ki uzun süre kale almıyor. Biliminsanı temel yaşam işlevlerinin sihirli bir kıvılcıma ihtiyaç duymadığını söylese de ‘can’ dediğimiz gizemin halen o sihirli tesire muhtaç olduğu aşikâr.
Sentetik sistemde ‘evrimsel rekabet’
Bölünme yoluyla çoğalarak bilim tarihinde bir ilke imza atan sentetik hücre SpudCell, yaşamın temel dinamiği olarak kabul gören doğal seçilimden de nasibini aldı. Araştırmacılar, sıfırdan inşa ettikleri yapının içine hücresel beslenmeyi artıran genetik bir varyasyon eklediklerinde, bu yeni türün birkaç nesil sonra orijinal SpudCell popülasyonunu geride bıraktığını ve besin kıtlığında üstünlük sağladığını gözlemledi. Bu durum tamamen sentetik bir kimyasal sistemde bile evrimsel rekabetin çalıştığını gösterdi.