AH ŞU ‘AMA’LARINIZ! BİR BİTMEDİ...
En hassas olduğum konulardan biri: Kadına şiddet! Dolayısıyla Berhan Şimşek’in hem Aydın hem Muğla’daki iki basın açıklamasını da dört gözle izledim. Ve bir özür bekledim.
“Hatalıyım. Affedin...”
Olmadı. Demedi. Aksine şiddet iddialarını reddetti. “İtibar suikastı” dedi.
Hatta Aydın’daki basın açıklamasında bir ara: “Ben kimim biliyor musunuz?” diye başladı.
Selahaddin Eyyubi’den Fatih Sultan’a oradan da Atatürk’e uzanan tarihsel göndermeler yaptı.
Ne diyorsun be adam? Ne şiiri? Yeri mi zamanı mı? Hakkındaki şiddet iddialarını konuşuyoruz yahu. Üstüne üstlük dinleyenler de alkışlıyor bir de. Kadını erkeği...
Ortada ağır iddialar varken neyi alkışlıyorsunuz Allah aşkına? Bu hamasi konuşmayı mı? Yoksa arkadaşınızı mı?
Bazen şiddetin etrafındaki o koruyucu çember, şiddetin kendisi kadar çok şey anlatıyor.
Şimdi bir de yeni bir tartışma çıktı.
Bu kez başka bir koro başladı: “Ama kadın da üzerine tabak fırlatıyor.”
Evet. Fırlatmış.
Yanlış mı?
Yanlış.
Peki bunun karşılığı kadını tekmelemek midir? Zor kullanarak, ağzını burnunu kapatarak bir odaya kapatmaya çalışmak mıdır?
Bu arada sizin o “Ama o da...” diye başlayan cümlelerinizi de fazlasıyla iyi biliyoruz.
“Ama beni kışkırttı.”
“Ama çok üstüme geldi.”
“Ama hakaret etti.”
“Ama kıskandım.”
“Ama terk etmek istedi.”
Kadına yönelik şiddetin arkasına yıllardır aynı “ama”ları diziyorsunuz. Bıkmadan ve usanmadan şiddetin gerekçesini yine kadının davranışında arıyorsunuz. Bir kadının yaptığı bir yanlış varsa onu ayrıca konuşalım. Ama bir yanlış, başka bir şiddetin mazereti değildir.
Bir de “Adam deli”, “Şizofren” diyenler var. Onu da yapmayın. Şiddeti psikiyatrik bir etikete havale ederek failin sorumluluğunu hafifletmeyin.
Şiddet şiddettir. Bahanesi de yoktur.
Bunlar yetmiyormuş gibi dönüp kadını sorgulayanlara ne demeli?
“Madem bunları yaşadın, neden ayrılmadın?”
Ah şu cümle...
Ne kadar kolay. Ayrıl. İki hece.
Özlem Şanver ayrılmayı denediğini anlatıyor.
Burhaniye’de ev tutmuş. Gitmiş. Şimşek arkasından gelmiş. “Düzelecek, özür dilerim” demiş. İnanmış ve geri dönmüş. Dışarıdan bakıp “Dönmeseydin” demek kolay. Peki neden döndü?
Korktu mu?
Gerçekten değişeceğine mi inandı?
Yalnız mıydı?
Çok mu seviyordu?
Gidecek güvenli bir yeri var mıydı?
Biz bunların hangisini biliyoruz?
Hiçbirini.
Ama maşallah kadının ne yapması gerektiğini herkes biliyor! Şanver’in söylediği şu cümle aslında bütün bu “neden ayrılmadın?” edebiyatını bitiriyor: “Ayrılmadım, dayak mı yiyeyim yani?” Tam olarak bu. Dolayısıyla kadına “Neden?” diye hesap soracağınıza... “Git” diye akıl vereceğinize...
Yol gösterin.
Destek olun.
Ve bir kez olsun şu soruyu sorun: “Sana nasıl yardım edebilirim?”
Unutulmasın ki şiddet gören bir kadının ihtiyacı, ona kapıyı göstermek değil.
O kapıdan çıktığında yanında durabilmektir.