AKILLANARAK BÜYÜME DÖNEMİNE Mİ GİRDİK
ORTA Vadeli Program açıklandı. 2029’da yüzde 9 enflasyon, yüzde 5 büyüme... Çoğu kişinin takıldığı yer enflasyonun tek haneye inip inemeyeceği. Ama bence OVP’nin en zorlu tarafı enflasyon hedefi değil.
Asıl iddialı olan; enflasyon yüzde 28’lerden yüzde 9’a doğru gerilerken, büyümenin yüzde 3.3’ten yüzde 5’e çıkabileceğinin varsayılması. Normalde dezenflasyon süreci büyümeyi baskılar, çarkları yavaşlatır. Oysa program bize tam aksini söylüyor.
Daha düşük enflasyonla daha yüksek büyüme aynı anda mümkün.
Peki nasıl? Cevap metnin arasına serpiştirilmiş tek bir anahtar kelimede gizli. Verimlilik.
Toplam Faktör Verimliliği’nin her yıl büyümeye ortalama 1.1 puan katkı sağlamasını hedefleniyor. Bu ekonomi politikasında zihniyet değişiminin işareti. Türkiye yıllardır verimliliği “olsa iyi olur” dediği bir unsur olarak gördü. İlk kez yapay zekâ destekli otonom üretim, düşük karbonlu sanayi ve yüksek teknoloji doğrudan büyüme denkleminin merkezine konuluyor.
Şimdi izlememiz gereken asıl süreç, bu hedefin sahada nasıl karşılık bulacağı. Eğer bu dönüşüm başarılırsa, Türkiye’deki ekonomi tartışması nihayet “Ne kadar katma değer aldık?” noktasına gelir.
Güney Kore’yi çipte, Almanya’yı makinede, Amerika’yı yazılımda öne geçiren sır daha çok çalışmak değil; aynı sürede daha yüksek değerli işler üretebilmek.
Belki de Türkiye ekonomisinin aradığı o yeni ve taze hikâye sadece büyümek değil.
Akıllanarak büyümek🙄