1 TRİLYONLUK FİYASKO
TRUMP’ın en acayip özelliklerinden biri de bu... Alır, alır, alır. Karşılığında verir diye beklersiniz ama yine kafasına eseni yapar.
Neden mi bahsediyorum?
Suudi Arabistan son günlerde çok zor durumda. Husilerin İran desteğiyle iyiden iyiye Suudilere savaş açması ve Babülmendep’i kapatması zaten baş belası olmuşken bir de Suudilerin doğu-battı petrol hattı vuruldu ve geçici olarak kapatıldı.
Suudi Arabistan geçtiğimiz sene günde ortalama 9.5 milyon varil petrol üretiyordu.
Bu haftaki olaylardan önce zaten 6 milyon varile kadar düşmüştü. Bu olaylarla arz iyice baskılanacak. Suudilerin geliri daha da düşecek.
Tam bu sırada geçtiğimiz gün Selman, Trump’ı tam iki kez arıyor. Husilere saldırmasını talep ediyor. Trump oralı olmuyor.
Hatırlıyor musunuz geçen sene Trump ilk ziyaretini yine Suudi Arabistan’a yapmış ve esnaf pazarlığıyla 1 trilyon dolarlık yatırım sözü almıştı.
Herkes nasıl da “haraç, rüşvet” demişti.
Gördüğünüz gibi 1 trilyon da verseniz, 10 trilyon da verseniz “başın düşerse dara Başkan Trump’ı ara” gibi bir seçeneğiniz olmuyormuş.
TRUMP’IN PARTİSİ
SİZE uzun süredir Trump’ın Amerikan siyaset tarihinde başardığı kırılmayı anlatıyorum. Nedir o?
Genel başkanı, lideri olmayan iki partili sistemde Cumhuriyetçi Parti’yi kendi partisi haline getirdi.
Vekil listesi yapıyor. İşaret ettiği kazanıyor, indirmek istediği siyasetten silinip gidiyor.
Müthiş bir başarı gerçekten de.
Geçenlerde biri bana 2028 adaylığı için Vance’i mi Rubio’yu mu daha şanslı gördüğümü sordu.
Kaçak dövüşüyor gibi görünmek istemedim. Soruyu sallamıyormuş gibi de görünmek istemedim.
Ama cevabımın ne olduğunu da iyi bildiğim için doğru bildiğimden şaşmadım.
Dedim ki... “Trump kim derse o olur.”
Geçen günkü Cumhuriyetçi Parti kongresinde partililerden biriyle yapılan mülakat da dediğimi şıp diye doğruladı açıkçası.
Buyrun...
- 2028’de favoriniz Vance mi?
- Benim adamım Donald Trump’ın desteklediği kişidir.
- Yani buna karar vermek Trump’ın elinde mi?
- Aynen öyle. İnsanlar bize tarikat diyor. Umrumda değil.