ALGIYI YÖNETMEK BAZEN HER ŞEYDİR
ROMA maçıyla ilgili değerlendirmeleri dinlemeyi beklerken İsmail Kartal’ın istifa kararını canlı yayında öğrendik.
Daha ilginci, Başkan Aziz Yıldırım’ın bile haberi yoktu.
Sonrasını biliyorsunuz.
İnsanlar kırılır, üzülür, kızar.
Bazen birikenler taşar ve mesele istifaya kadar gider.
Ama konuşmadan olmaz.
Hele canlı yayında hiç olmaz.
Çünkü o andan itibaren mesele artık sadece bir teknik direktörün istifası değildir.
Bir iletişim krizidir.
Ertesi gün sosyal medyaya yansıyanlara bakın...
Hocanın telefonlarının kapalı olduğu söyleniyor.
Oğuz Çetin iki saat görüşüyor ama ardından açıklama gelmiyor.
Bir anda “İsmail Kartal’ın istifası kabul edildi” haberleri dolaşıma giriyor.
Saatler geçiyor.
Kulüp susuyor.
Ve gecenin bir vaktinde Fenerbahçe’nin resmi sitesinden İsmail Kartal’ın görevinin başında olduğu açıklanıyor.
İletişim boşluk kabul etmiyor.
Siz o boşluğu doldurmazsanız, başkaları dolduruyor.
Üstelik sosyal medya çağında dakikalar bile uzun bir zaman.
Bir söylenti birkaç dakika içinde “haber”, biraz daha dolaşınca “gerçek” haline gelebiliyor.
Sonra siz gerçeği açıklasanız bile iş işten geçmiş oluyor.
Bunu sadece Fenerbahçe yapmıyor.
Spor kulüpleri de yapıyor, büyük şirketler de...
Hatta zaman zaman devlet kurumları bile aynı hataya düşüyor.
Oysa artık her kurumun yalnızca bir yönetim planına değil, bir iletişim ve kriz senaryosuna da ihtiyacı var.
Kim konuşacak? Ne zaman konuşacak? İlk bilgi nereden verilecek? Bir kriz çıktığında o birkaç saatlik boşluğu kim yönetecek?
Bunların kriz çıktıktan sonra değil, kriz çıkmadan önce belirlenmesi gerekiyor.
Artık ne yaptığınız kadar, yaptığınız şeyin nasıl anlaşıldığı da önemli.
Çünkü çağımızın biraz acımasız gerçeği şu.
Gerçek ile algı arasındaki mesafe hiç bu kadar kısa olmamıştı.
Ve bazen o mesafeyi yönetemeyenler, gerçeği doğru yapsalar bile algıyı kaybediyorlar.