TİCARİ İFLAS MI, BİLEREK PARA TOPLAMAYA DEVAM ETMEK Mİ?
Kanada’nın Office of the Superintendent of Bankruptcy kurumu, şüpheli iflas vakalarının araştırılabileceğini ve gerektiğinde dosyaların özel soruşturma birimleri ile Kanada Kraliyet Atlı Polisi’ne kadar gidebildiğini açıkça belirtiyor. Dolayısıyla bugün “ILAC battı, ekonomik şartlar kötüydü, yapacak bir şey yok” deyip geçmek bana yeterli gelmiyor. EC için de ILAC için de bağımsız biçimde aynı temel sorular sorulmalı; Yönetim ne zaman biliyordu? Öğrenciden en son ne zaman para alındı? O para alınırken hizmetin verilemeyeceği öngörülebilir miydi? Öğrenciye gerçek finansal risk söylendi mi? Eğer cevaplar şirketlerin son ana kadar kurtuluş için makul ve gerçekçi biçimde mücadele ettiğini gösterirse, bunun adı acı bir ticari iflastır. Ama eğer bir gün belgeler, yöneticilerin hizmeti veremeyeceklerini bildikleri halde öğrencilere bunun aksini söyleyerek para toplamaya devam ettiğini ortaya koyarsa, o zaman konu artık yalnızca iflas değildir. Hukuki nitelendirmeyi elbette Kanada makamları ve mahkemeleri yapacaktır. Fakat uluslararası eğitim sektörünün kendi vicdanında sorması gereken soru bugünden belli; bir okulun kasası boşalabilir. Peki güveni de boşalırsa, onu kim geri dolduracak?🤫