Son günlerde dikkatimi çeken bir diğer konu da kimi zaman genç şeflerin kimi zaman da sosyal medya kanaat önderlerinin Türk mutfağı üzerine yazılan kitaplarda tarif sorunu olduğunu, ölçülü tarif verilmediğini dillendirmeleri.
Birçok alanda olduğu gibi Batı’yı referans alarak Fransız mutfağını örnek gösteriyorlar.
Oysa Türk mutfağı üzerine araştırmalar yapan çok değerli araştırmacılarımızın yazdığı tariflerin ölçülü olduğu kitapların sayısı azımsanamayacak denli çok ve liste uzun. Kısaca birkaçına yer verecek olursam; Mehmet Kamil’in 1844 yılında basılan “Melceü’t-Tabbâhîn”i ile başlar, Mahmut Nedim bin Tosun’un 1900 tarihli “Aşçıbaşı”, Ayşe Fahriye’nin “Ev Kadını” ve Ahmed Şevket’in 1920 basımı “Aşçı Mektebi” kitaplarıyla devam ederdim.
Güncellenmiş tarifler ve ölçülerle Marianna Yerasimos’un 500 yıllık “Osmanlı Mutfağı” kitabı bugüne dek yapılmış en kapsamlı çalışmalardan. Günümüzün en önemli araştırmacılarından Nevin Halıcı’nın Türk mutfağı ve tüm bölge mutfaklarını ayrı ayrı anlattığı kitapları geleceğe büyük bir mirastır.
Bu arada elimden hiç düşürmediğim, her anlamda çok değerli bulduğum bir çalışma da aramızdan erken ayrılan Tuğrul Şavkay’ın “Osmanlı Mutfağı” ve “Halk Mutfağımız: Geleneksel Tatlarımızdan Seçmeler” kitapları da Türk mutfağı için hazine değerinde çalışmalar arasındadır.
Evet, dünyanın en iyi üç mutfağından biri olduğunu düşündüğüm Türk mutfağını layık olduğu yere taşıyamadığımız, tanıtamadığımız bir gerçek. Onun önemini, zenginliğini hak ettiği gibi anlatamıyoruz.
Ancak bunu sadece devletten, ilgili kurumlardan beklemek ya da dışarıdan gelecek tepkilere göre şekillendirmek doğru değil. Dipten gelen dalga en önemlisi.
Önce biz inanmalıyız. Bugüne dek yapıldığı gibi Batı hayranlığıyla, taklitle şekillendirmeye çalışmakla bir yere varılamadığını da görmeliyiz.
Yeme-içme severler olarak hepimize iş düşüyor. İlk yapmamız gereken mutfağımıza saygı duymak, tencere yemekleriyle, kebaplarıyla, pideleriyle, lahmacunuyla, börek, pilav, köfte ve tatlı çeşitleriyle bir bütün olan mutfağımızı hiçbir yönüyle bizimle yarışamayacak mutfaklarla karşılaştırmaktan vazgeçmek.
En iyisini, en dürüstünü yaptığımız sürece de “Kebapla, lahmacunla mı anılacağız?” dememek. İtalyanlar pizza, makarnalarıyla ile tanınmaktan gocunuyor mu?