KAÇINILMAZ SONUN BAŞLANGICI
Bundan tam iki hafta önce “Trump seçimleri çoktan saldı” başlıklı bir yazı okumuştunuz bu köşede.
Seçimleri çoktan kaybettiğini düşündüğüm Trump için İran savaşı bağlamında şöyle bir iddiada bulunmuştum:
“Kasım ayından sonra zaten seçimleri kaybetmiş, azil süreçleri ile karşı karşıya kalacak, kaybedecek hiçbir şey olmayan bir Trump, İran’a karşı çok daha umarsızca hareketlere girişebilir.”
Bu hafta Birleşmiş Milletler zirvesi marjında ABD ve İran delegasyonları saatlerce görüştükten sonra Tahran bir teklif iletmişti.
Teklif şu:
- ABD ablukayı kaldıracak
- İran’ın petrol satışlarını kısıtlayan yaptırımları kaldıracak
- Lübnan dahil savaşı durduracak
İran da karşılığında Hürmüz Boğazı’nı açacak.
Trump bu teklifi ciddiye dahi almadı. Reddettiğini de dün resmen duyurdu. İran’ın Hürmüz’ü açmak için teklif yapmasını ise İran’ın ekonomik olarak “sıkışıp kalmasına” bağladı.
Konuşulanlara göre seçim sonrası İran’a yönelik bombardıman da hız kesmeden devam edecekmiş.
Sanıyorum dediğim yere doğru gidiyoruz.
BEN OLSAM VAR YA
Hepimizin etrafında vardır şu “ben olsam var ya” adamları...
Trump da fena halde o havayı veriyor. Trump, sosyal medyanın yükselişiyle 2010’lu yılların başında her şeye yorum yapmaya başlamıştı.
Televizyonlar ise reyting makinesi Trump’a bayılıyordu.
Spordan sanata, sanattan siyasete, siyasetten magazine her şey hakkında bir yorumu olan Trump’ın evet bildiniz... Şi Cinping’in ABD ziyaretine ilişkin yorumu bile var.
Bakın Trump 2015 yılında Fox News’de ne demiş:
- Ben olsam Şi Cinping’e akşam yemeği vermezdim.
- Ona bir McDonald’s hamburgeri sipariş ederdim ve ‘artık işe koyulmamız lazım’ derdim.
- Biz ona devlet yemeği veriyoruz, o ise bütün istihdamımızı elimizden alıp bizi soyup soğana çevirdi.
Ya... Hayat işte böyle. Nerede o “vatansever” Trump, nerede bu Şi Cinping bir gülüversin diye uçak kapılarında karşılayıp özel devlet ziyafeti veren Trump.
Tam bir “ben olsam var ya” vakası.😚