İran batıyor mu
ABD’nin İran’ı ekonomik felakete sürükleme suretiyle halk ayaklanması çıkarma ve böylelikle rejimi çökertme çabaları son iki aydır iyiden iyiye hızlandı.
Buna bir de Hürmüz’ün kapılarının İran için de sıkı sıkıya kapalı kalması,
ülkenin can damarı olan petrol ihracatını durma noktasına getirdi.
İşin ciddiyetini ben değil, doğrudan gücün en tepesindekiler anlatsın...
Hafta sonu İran rejiminin en üst düzey yetkilileri, “olağanüstü ekonomik durumdan” ötürü toplandı.
Devlet medyası, kriz zirvesinin ardından Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Sekreteri Muhsin Rızai’nin “İran ülke tarihinde karşı karşıya kaldığı en zorlu dönemlerin birinden geçiyor” dediğini aktardı.
Şimdi düşünün...
Bu bir de devlet medyasında yazılan.
Aynı gün Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan da sosyal medyadan kabul etti aynı gerçeği... “Ekonomik baskı şiddetlendi” diyen Pezeşkiyan “özel koşulları” yönetebilmek için bir dizi tedbirleri hayata geçireceklerini duyurdu.
Bu tedbirlerin ne olduğu bilinmese de İran’dan duyduğum kadarıyla “bu böyle gitmez” dedirtecek bir ekonomik baskı hissediliyor.
Hatta ABD’deki seçimlerden sonra Trump saldırmaya karar vermese dahi Hürmüz ablukasını kırmak için İran’ın hücuma geçeceğine ciddi bir ihtimal de veriliyormuş.
Bu duyduklarıma şaşırdım mı? Hayır. Neden mi?
23 Ağustos’a gidelim.
O günkü yazımda şöyle demişim... “İran, müzakerelerin çıkmaza girmesi nedeniyle ‘tamamen saldırgan pozisyona geçeceğiz’ dedi. Şayet bu olursa Trump’ın ‘ekonomik olarak boğma’ politikası İran’ı nefessiz bırakmaya başlamış demektir.”
Aslında İranlıların giderek daha da büyük bir ihtimalle beklediği şey tam olarak bu.
Şurada artık bir ay
kaldı. Ortadaki gerilimin şiddetine bakarsak bir şeylerin kopacağı açık.
İlk hamleyi yapan taraf Trump mı olacak yoksa İran mı? Sanki son günlerde yaşanan gelişmeler, İran’ın sessizliği bozabileceği yönünde güçlü sinyaller veriyor gibi...